Başlık:
Kar Özlemi
1.2.2008 tarihinde Aqademic Ekledi
Bu sabah tam 5 saatlik dersten sonra 3 saatlik sınava girdim kafam allak bullak olmuş durumda…yetmiyormuş gibi kursa gittim çizim yapmaya pek niyetim olmadığını anladım…eve geldim…
Özlemle beklediğim tek şey bu günlerde karın yağması ve benim dışarı çıkıp dilediğimce çocuklar gibi karın altında yürümek….nasıl özledim anlatamam…
yalnızlığın sesinden bir resim yaptım
karanlık kalabalıklardan süzdüm ışığını.
akşamüstleriyle boyadım vazgeçen ağzını
parmaklarını uzattım gece suları gibi ıssız
salkımsöğütlerden bir beden çizdim usul
hiçbir rüzgarın duruşunu bozamadığı
bütün yağmurları topladım yapraklarına.
sonra tüm yolcuların silindiği bir ufuk
örttüm kakülleriyle alnının üşümesini.
puhu kuşlarının avazını yerleştirdim dudaklarına
uzanıp uzanıp öptüm sonra acıyla.
gözlerini kapalı çizdim görmesinler diye kimseyi
madem görmeyecekler bundan sonra beni.
astım saçlarından odamın boşluğuna...
uzun sustum, ey durmadan konuşanlar
geçmedi üşümem
ben bir aşkın kar yağışından geliyorum...
Sana
"Nasılsın?" diye sormayacağım...
Başkaları sorduğunda onlara
ne kadar harika, ne kadar muhteşem, ne kadar olağan üstü olduğuna dair
verecek
onlarca cevabın var biliyorum. Bir kez daha aynı sözleri duyacağımı bildiğim
için
sormayacağım sana o soruyu...
Sormayacağım; çünkü, hayatında yaşadığın bitmez
tükenmez sorunları yüreğinin kanayışını, hayatının
eksilişini, içinin daralışını, yaşama
sevincinin tükenişini biliyorum...
Sormayacağım; çünkü, yaşadığın yada yaşamak
zorunda olduğun çevreyle, seviyorum dediğin kişilerle
ve hatta tüm insanlarla ortak
paydalarının ne kadar az olduğunu ve buna rağmen hala umudunu yeşil
tutmaya çalıştığını
biliyorum...
Sormayacağım; çünkü, hayatında yakın geçmişe kadar, tüm
çevrendekilerin gıpta ile baktığı bir çok
şey başarıp meyvelerini toplamak için çok çalıştığını,
ancak bu topraklarda senin gibi insanların
önüne ne derece devasa engeller dikildiğini ve
senin bu engelleri aşabilme gücünün tükenme
aşamasında olduğunu biliyorum...
Sormayacağım; çünkü, umduğun, istediğin hayatı bir türlü yakalayamayan ama yine
de
bulduğunla
yetinmen gerektiğini hissettiren insanların alaycı tavırlarının seni nasıl
kahrettiğini, nasıl
yorduğunu biliyorum...
Sormayacağım; çünkü, bu topraklarda
yeteneklerine göre değil kimin yanında durduğuna göre değer
kazandığını bildiğini ve
bunun sana acı verdiğini, dirensen de kendini artık buralara ait
hissetmediğini biliyorum...
Sormayacağım; çünkü, geleceğe ait bir çok beklentin olduğu ve bunun için
ölesiye
çabalamana
rağmen, sevdiğin ve en yakınım dediğin insanların hayata bakışını
anlamamaktaki ısrarının seni çok
üzdüğünü biliyorum...
Sormayacağım; çünkü,
insanların özgürlüğün ne olduğunu bilmediği, bilenlere ise bir kaç gömlek bol
geldiği ve o
özgürlüklerin sadece kendine ait bir hak olarak görülmesinin sana acı verdiğini
biliyorum...
Sormayacağım; çünkü, "serde erkeklik var" diyemeyip, saklamadan,
gizlemeden,
utanmadan
ağlayabildiğini, "ağlamak ne zamandan beri hak oldu, alındı, satıldı,
verildi,
lütfedildi?" diye isyan
ettiğini biliyorum...
Sormayacağım; çünkü, bazen avazın
çıktığı kadar bağırarak, bazense sadece susarak, bazen sayfalar
dolusu yazarak, bazen
de ağız dolusu konuşarak sevdanı anlatmak istediğini, ama yine de
beceremediğini görüp
hayata küstüğünü de biliyorum...
Evet sana "nasılsın?" diye sormayacağım... Bu bir
Bayram Günü sabahı da olsa sormayacağım... Şimdi
yıka elini yüzünü, gülümse aynalara,
kendine çeki düzen ver ve her zaman senden bekledikleri
maskeyi tak yüzüne...
Gülümseyerek "harikayım, nasıl iyi olmam ki" de yine
Evlilik
Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu,
Saçları taralı, dişleri fırçalanmış
Adamı yada kadını sevmek kolaydır
Aslında aşk, aynı insanı,
Sabahın körü uykudan uyandırdığındaki
En sinirli hali ilede kabul edebilmek
Aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmek.
Diz yapmış pijamalarla
Kanepede yastıklara sarılıp sızmışken bile
Şefkatle okşayabilmektir.
Buna katlanamayanlar zaten aşık değildir.
Bu durumda evlilik hoşlandığın insana
Karşı olduğun duygularını öldürüyor diyebiliriz.
Zira aşıksan aynı havayı solumak bile zevk verir.
Hep beraber olmak istersen.
Banyodan gelen su sesi bile
Onun evde olduğunun işaretidir.
Ve huzur verir.
Ütülediğin gömleğin ona nekadar çok
Yakışacağını düşünürsün.
Pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini,
O bin tane ayakkabısı dururken
Binbirinciyi almaktan mutlu olacak diye,
İstediğin gömlekten vaz geçersin.
Zamanla almaktan çok
Bir şeyler vermekten mutlu olduğunu keşfedersin
Eğer evlilikte ikinize yemek pişirecek,
Dolabı düzenleyip, ütüyü yapacak
Bir anne olacak sanılıyorsa,
O kadının saçlarının hiç yağlanmadığı ve
Adamın geceleri terlemediği düşünülüyorsa,
Asla kavga edilmeyecek ve
Lavoba tamir edilirken dahi
Gülüşülüp öpüşülecek zannnediliyorsa
Zaten beklenti bir evlilik değil,
Bir Amerıkan filmini yaşamaktır.
Bu hayallerle yola çıkıldığında,
Damat ilk gece gelinin saçlarından
Onbin filketeyi sökmeye çalıştığında,
Gelin ise damat filketeleri çıkaramayıp
Kuaföre söylendiğinde
Zaten evlilik sandıkları şey
Çatırdamaya başlayacaktır.
Evlilik;
Sadece aşk değildir.
Evlilik;
Ev arkadaşlığı, kankalık, sıdaşlık,
Ortak hesaba sahip mudilik,
Ayrı kökenlerin birlerşmesi başı hatırlanmayan
Bir akrabalık ilişkisidir.
Aşk bu ilşkide tutkuyu sağlar ama
Zaten tek başına ayakta tutamaz.
Hala canınız sıkıldığında onu değil de
Annenizi arıyorsanız,
Yalan olmuştur o evlilik.
Aşk evlilikte gider gelir.
Halıya kola döküldüğünde aşk biter,
Halıyı temizleyebilirse gene aşık olur.
O aradaki sinir ev reisini aşabilenler
Ellinci yıla kadeh kaldıranlardır.
Tahamül edmeyenler ise
İkinci evlilikten sonra artık
Evliliğin yalan olduğuna inanır.
Zafer direnenlerin olur...
CAN DÜDAR






